onu bir daha gormeyeceksin ve bu sana iyi gelecek diyen insan ve onu onaylayan basim; o basim sagolsun. canini yedigim ne guzel de gomdu beni.
kipirdamayan dudak, anlatilamayan dert, ve soguk ellerimiz ve vucudumuzun kalp yoksunu sag tarafi, hepsi ayni orgut uyesi. birkac ayda biter sanmistik da buyudu icimizdeki ucuncu dunya savasi. “yani simdi o gidiyor diye biz de gidiyor mu sayiliyoruz? “sorusu, sadece bir espri konusu. degil.
su sizdiran vazolar, terleten deri koltuklar, ve yere surten herbir pantolon pacasi. duvarlara dolu kahve fincanlarini firlatalim ki biz gidelim lekemiz kalsin.
canin aciyor kabul, ama sevilmiyor olsan yerinde duramazdin. kirik, cikik yok. miden yerinde, tirnaklarin temiz, beyaz vucudun hala beyaz. kalbini biraktigin yerde bulamadik.
tutturulmayan dikisler, 3 dakikadan az suren sarkilar ve koltuklarin altlarina kacan ozguvenlerimiz icin uzulmuyor degilim. gel dudagindan opeyim de hic gecmesin.
atilan yalanlar, ve ayaklarimizdaki karincanmalarla titrek isteksizliklerimiz; sizsiz, geceyi bir balkonda donarak gecirmeyi dusunmuslugum olmustu. simdi, butun bu yok olus hikayelerinin disinda, diyecek sozlerimin kalmis olmasina uzuluyorum. canini sevdigim, belki bir gun seninle cigdem citlatip nasil oldugumuzdan konusuruz.



